Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in
İbrahim’in kurbanı İsmail,Abdulmuttalib’in kurbanı Abdullah’tı Sizce bizlerin kesecekleri kurbanlar yok mu?Kesilen her koyun, koç ve sığır birer semboldür Asıl kurban edilmesi gereken yüreklerdeki İsmaillerdir O halde herkes kendi İsmail’ini tespit etmeli.
Mümin kul için beş bayram
Zahr’ül – Abidin adli eserde yazıldığına göre, mümin kul için beş bayram vardır; şöyleki :
1)
Hafaza meleklerinin bir günah yazmadığı, mümin üzerinden geçip giden bir gün.. 2) Mümin kul, dünyadan geçip giderken imanla, şehadetle gide; şeytanın hilesinden emin ola.. 3) Kul, sırat köprüsünden geçe; kıyamet günü zorluğundan emin ola, hasımların ve zebanîlerin elinden kurtula.. 4) Kul, cennete gire ve cehennemden emin ola.. 5) Cennete girdikten sonra kul, Yüce Rabbini göre..
Rabbim gerçek bayramlara ulaştırsın bütün İslam âlemini ve bizleri inşallah Amin...!
Hayat mutlu yaşamaktır Ölüme hazır olmaktır Hayat değer vermektir Dost kıymetin bilmektir Hayat su gibi akmaktır Ve denize kavuşmaktır Hayat bir limandır Kısa bir zamandır Hayat yaşamayı bilmektir Şehadet ederek ölmektir Hayat bir içim sudur Yaşama tutkusudur Hayat ertelemedir Bilinmez neye gebedir Hayat bir tutkudur Allah’ın lutfudur Hayat aşık olmaktır Bir yere tutunmaktır Hayat hep merak etmektir Merakını gidermektir Hayat hazırlanmaktır Birazcık zorlanmaktır Hayat nefes alıp vermektir Ölürken günahsız ölmektir Hayat bilmediğini bilmektir Ve öğrenmeye devam etmektir Hayat elinle kalem tutmaktır Hakkıyla talebe okutmaktır Hayat bir misyon yüklenmektir Sabırsızlıkla beklenmektir Hayat ölümü bilmektir Ölüme gülümsemektir Hayat dimdik durmaktır Haktan yana olmaktır Hayat bir süre yaya yürümektir Yaşlanıp ayağını sürümektir Hayat herkese selam vermektir Tüm insanlara gülümsemektir Hayat günahlara dalmaktır Sonra dönüp pişman olmaktır Hayat yaşarken uyumaktır Ancak ölümle uyanmaktır Hayat bir gaflete dalmaktır Kendinden intikam almaktır Hayat candır canandır Allah’a kul olmandır Hayat yaşamaktır Hep canlı olmaktır Hayat kısa bir çizgidir Ya da yanık bir ezgidir Hayat insanları sevmektir Güzel yaşamak ve ölmektir Hayatın manevi bir yönü vardır Hayat ölümle son bulmayacaktır Hayat yokuşa tırmanmaktır Her şeyi hak edip almaktır Hayat bir alış veriştir Belki karlı bir iştir Hayat belki her şeydir Belki de hiçbir şeydir Hayat zorlu bir imtihandır Ölüm zilin çaldığı andır Hayat sorumluluktur Sosuz bir mutluluktur Hayat yemek içmektir Nefsani bir istektir Hayat yaşamaktır Yaşamak sanattır Hayat bence paradır Parasız hayat çok zordur Hayat sağlıktır, sevgi, saygıdır Yarına duyulan derin kaygıdır Hayat hoşgörüdür ve özgürlüktür Hayattan ders almamak bir körlüktür Hayat kimine göre kafayı çekmektir Sarhoş olup demlenip kendinden geçmektir Tiryakiye sorarsan derin bir nefes almaktır Çıkan acı dumanda keyifle boğulmaktır Hayat yerle gök arasında sıkışıp kalmaktır Geçmişten ders alıp, geleceğe uzanmaktır Hayat her gün dikleşen merdiveni çıkmaktır Her gün doğan yeni güne umutla bakmaktır Hayat bize verilen sınırlı bir zamandır Aslında bizim için cetin bir imtihandır Hayat mezardan sonrasını görmektir O günler için bonus biriktirmektir
GECENIZ HAYIRLI YARINLARINIZ HUZURLU MUTLU BASARILI OLSUN ARKADASIM SAYGILARIMLA...
YAŞAMAK İSTİYORUM
İnancımı yaşamak istiyorum, Fırtınalı ve depremli dünyada, Allah’ın büyüklüğünü haykırmak istiyorum, Galaksiler ve beyin boşluğum arasında.
İhlâs ve samimiyet sömürüsü, Karadağ gibi, çöktü duygularımın ortasına, Ufacık radyo bile, tatmin etmedi beni. Zerre kadar nefesçikler, Beynimi oksijenlemedi, eksoz deryasında, Karbonların içinde oksijen misali, Can damarı olmak istiyorum, Beni kuşatan sevgi dolu enerjime.
Kalbim buruk, fakat ufkum açık, Bazen uykuya o kadar dalıyorum ki, Rüyalarım korkutuyor beni. Sahi rüyalar ne demek; firen mi, yaşam mı? Yoksa ebedi hayat tarlasının bir uyarısı mı?
Korkuyorum, rüyalar âleminde yaşamaktan, Gerçekler bizi çepeçevre kuşatmışken, Ağlıyorum hıçkıra hıçkıra, Lakin yaş bulamıyorum, göz çukurlarımda, Çöldeki serap misali, yaş arıyorum gözlerimde, Kalbim, beynimle temasını yitirmek üzere, Dünyanın kahpe yüzü, Beni çekmeye çalışıyor kendine…
Aman Allah’ım hakikat meyveli ağaçlar! Hep serap olmuş, hayat felsefesinde, En ileri aydınlar; olmuş din, iman tanımaz, Allah’ı Peygamber’i bir an olsun anmaz, O, hep yakar, kendini ve çevresindekileri, Başkası için hiç tutuşup yanmaz…
Rabbimin oku emrine karşılık, Sokulur, küfür çukuruna; Onun hakikati, hâlâ para ve dünya. O, ruh âleminin yaban keçisidir, Ağlamaz, ağlayamaz; güler hep güler, Neden güldüğünü bilmeyerek…
Gününüz hayirli huzur mutlu saglikli olsun arkadasim.....
Martılar
İçim sıkıntılı yine deniz sahile vuruyor Yanıma gelip konuştu benimle martılar Göz yaşlarımı sorup dertlerimi dinlediler Dinledikçe dayanamayıp ağladı martılar
Aşkta karanlık her yer hiçbir şey görülmüyor Ne ay ışık vuruyor nede güneş doğuyor Karanlık kader kahpe felek hiç bana gülmüyor Bir çıkış yolu yok çıkamazsın dedi martılar
Uzun karanlık ve yorucu oluyor geceler Tükenmiyor bitmiyor içimdeki çileler Ne bir umut ne bir ışık hep aynı dertler Karanlıkta yürümeye alışmalısın dedi martılar
Göz yaşlarım yarime dinlemiyor ki beni Sevemem başkasını kimse tutmuyor onun yerini Kader değil çileler yendi o güzel günleri Gözlerini kapatıp eğdi başını martılar
Her şey bu kadar mı böyle mi kapandı aşk kapısı Nedense hiçbir şey yıkıp geçmiyor sancıları Kimse yok etmiyor güneşi örten bulutları Umutsuz bir aşk deyip karanlıkları aşıp gitti martılar
Ey kudreti sonsuz, merhameti nihayetsiz, bütün âlemlerin yegâne sahibi Yüceler Yücesi Rabb'imiz! Efendiler Efendisi'ne, O'nun nezih ehl-i beytine, seçkinlerden seçkin ashâbına salât ü selam ederek bunları Senden dileniyoruz, Rabb'imiz!
Ey Yücelerden Yüce Rabb'im! Bütün mal ve mansıp sahipleri kapılarını sürmelediler. Sen'in yüce dergâhının kapısı ise asla kapanmaz ve dilekte bulunanlara her zaman açıktır.
Ya Rabbî, Ya İlahî! Yıldızlar gaybûbet âlemine, gözler de uykuya daldılar. Sen ise ey Rabbim, Hayy'sın, Kayyûm'sun; uykudan, uyuklamadan sonsuz defa münezzeh ve müberrâsın.
Ya Rab! Gece, karanlığıyla mevcûdâtın üzerini örtünce döşekler de seriliverdi ve sevenler sevdikleriyle baş başa kaldılar. Sen, Sen'in yolunda, Sana ulaşma istikametinde cehd ü gayret içinde bulunanların biricik sevgilisi, (benim gibi) yalnızlık gurbetine maruz kalanların da yegâne enîsisin!
Ya İlâhî! Ulu dergâhına sığınan bu kimsesiz kulunu kapından kovacak olursan ben gidip hangi kapıya iltica edebilirim ki! İlâhî! Yakınlığından mahrum edersen beni, o zaman ben kimin yakınlığını umabilirim ki! İlâhî! Şayet Sen bana azap etmeyi murad buyurursan, ben biliyorum ki, cezalandırılmaya fazlasıyla müstehakım! Fakat affınla sarıp sarmalarsan, o da Sen'in lütfun ve keremindir.
Ya Seyyidî, ya İlâhî! Marifet erbabı kulların Sen'i bulduklarında Sen'den başka ne varsa hepsinden yüz çevirmişlerdir. Salih kulların Sen'in fazlınla necâta ermişlerdir. Taksîratı pek çok günahkârlar da "Tevbe, ya Rabbi!" deyip yine Senin kapına yönelmişlerdir.
Ey affı güzel Rabb'im! Ne olur, affının serinliğini ve marifetinin halâvetini benim ruhuma da duyur ve beni onlarla doyur! Her ne kadar ben bunlara lâyık olmasam bile, haşyetle önünde iki büklüm olup ikâbından sakınılmaya lâyık olan da, mücrimlerin günahlarını bağışlama şanına yaraşan da yalnız Sen'sin!
Âlemlerin Rabbi Allah'a sonsuz hamd ü senâ, O'nun en büyük elçisi olan Hazreti Muhammed (aleyhissalâtü vesselâm)'a, diğer enbiya ve mürselîn efendilerimize, Hakk'ın mükerrem ibâdı olan melâike-i kirama, yer ve gök ehlinden salih kullara da Cenab-ı Allâmü'l-Guyûb'un ilmi ve malûmatı adedince salât ü selam olsun.
Haftanın Duası
Allah'ım, bendeni, hatalarını itiraf edip pişmanlıkla kıvranan, herhangi bir inhiraftan sonra yeniden toparlanıp dergahına yönelen, büyük-küçük her gaflet karşısında himmet ka¬nat¬larını açıp Senin inâyetine sığınan kullarının arasına kat.
Bizleri seher vakitlerinde istiğfara sarılarak Senin mağfiretini dileyen Hak erlerinin safına dahil et; beni günahlardan, ayıplardan, isyanlardan, kusurlardan ve hakka muhalefet etme tehlikelerinden arındır.
İnsan ömrü bir kitap misali değil midir? Kimininki bir satırlık, kimininki bin sayfalıktır Tek ortak noktaları bir gün biteceğidir... Ben hüzün dolu bir kitabım
Benim acılarım sayfa, göz yaşlarımsa mürekkep oldu Anlattılar birer birer, ama konu hep aynıydı Hayat akışım bir çizgiydi, çizginin adı ise "hüzün" Ben hüzün dolu bir kitabım
Senaryo baştan belliymiş, acılar benim kaderimmiş Mutluluğu yakalamaya uğraşırken, tebessüm etmek bile Yasakmış İstesem de istemesem de oynamaya mecburum Ben hüzün dolu bir kitabım
Aşk'tır karanlıkta insanı aydınlatan O'dur insanın ruhunu, beynini güzelleştiren Ben mahrum kaldım aşka, hala karanlıktayım Ben hüzün dolu bir kitabım
Geceniz hayirli yeni basliyacagimiz haftada huzurlu mutlu saglikli günler dilerim sevdiklerinizle birlikte arkadasim saygilarimla ....
Mektup, Üzerinde gözyaşı var niye? Seni yazan ceylan gözlüm, Yazarken ağladımı yine?
Geldin, ışık oldun yüreğime, Karanlık dünyama ansızın doğan, Gökyüzünde özgürce uçan kuşların, Gözbebeklerinde parlayan.
Sen ki masallar ülkesi kafdağının arkasından Posta güvercinlerinin gagasında gelensin. Gözü yaşlı anaların mendili, Dört duvar arasında mahkumların kandilisin.
Ağlatan sen, güldüren yine sensin, Geldiğin zaman, bağrımı ok misali delensin. altın yaldızlı kalemlerin boş kağıtlara çizdiği, Yüreğimin sesi, hasretimin bestesisin.
Sen ki, ülkeler arasında bir elçi, Aşıklar arasında bir köprüsün, Kimilerini sevindirir, Kimilerini, hüznün zalim kollarına bürürsün.
Bazen, karanlık bir gecede, Üst üste içilen sigaralarla Bazende, kışlaların küçük loş kantinlerinde, Cesur yürekli bir askerin Herhangi bir boş saatinde yazılırsın.
Seninle gelir manası aşkın, Ve seninle ağlar bir çok kadın, Tarihin sayfalarına yazılıdır adın, Sen, zaten tarihten bir sayfasın.
Sen ki boş bir zarfla birleşip bir bütünsün, Bilirim, acı haberlerle yüklüsün, Memleketim, hasretim ve sevgim, Seninle bir bir gözümde tütsün.
Ağlatan sen, güldüren yine sensin, Geldiğin zaman bağrımı ok misali delensin. Altın yaldızlı kalemlerin boş kağıtlara çizdiği, Yüreğimin sesi hasretimin bestesisin.
Başımı kaldırıpta gökyüzüne baktığımda İki tane çizginin belirdiğini görüyorum Birinin adı dostluk,diğerinin ki ise sevgi. Sonra araya uzaklık giriyor; sevgi yavaş yavaş siliniyor Dostluğun bir önemi kalmıyor o an. İnatla sevgimi gökyüzüne çiziyorum uzak diyarlarda da olsan , Başını kaldırıp ta gökyüzüne baktığında göresin diye
Sessiz dokunusudur dostun bakisi, Kar yagarken günes gibidir gülüsü, Azgin dalgalarda sükünettir sohbeti, Hele uzaklarda ise hic cekilmez hasreti…
Nedenlerini merak etse de, göz yaslarimizin dinmesini bekleyecek kadar anlayıslı, titrek sesimiz ve telaslı cümlelerimizi sükunetle dinleyecek kadar sabırlı, acımızın bir kısmını kendine yük edinecek kadar cömert ve yürekli insanlar mıdır dost diye seçtiklerimiz?
Sadece sohbeti degil, sessizligi de sıkıcı olmayan ; yalnızlıgımızı unutmak için varlıgı, eksikligini hissetmemiz için yoklugu kafi gelen insanlara mı dostum deriz?
Konusurken gözlerimizi kaçırmadıgımız, kendimizi saklamadıgımız ve yüzümüze en acı gerçekleri haykırırken bile darılmadıgımız yalnızlıgımız mıdır dost dedigimiz insanlar?
Adımızın önüne dost sıfatı koyan insanlar var mıdır hayatımızda?....