Zeynep's profileZeynep'sPhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    August 13

    EN GÜZEL YASTIĞIN NEDİR?

    ''En güzel yastığın nedir?” diye sorsalardı bana, hiç tereddütsüz “yarın” derdim. Yastık… Başımı usulca bırakıp kendimi unuttuğum yer. Yastık… Gözlerimi kapatıp gövdemi sessizce, dertsizce yarına taşıdığım dem. Yarın… Bugünün telaşlarını savurup fırlattığım loş uçurum. Yarın.. Bugünün ellerinden ellerimi çekip hayatla bağlarımı koparmama bahane eylediğim boşluk.

    “Nasılsa yarın var!” deyip de an’ın üzerimizdeki keskin hükmünü törpülüyor değil miyiz? “Yarın yaparım!”
    deyip de günün içinden duygularımızı, aklımızı, yeteneklerimizi, hasılı varlığımızı çekiyor değil miyiz?
    Kapatmıyor muyuz gözlerimizi bugünün güneşine, nasılsa yarın güneş yeniden doğacak diye? Kapatmıyor muyuz gönlümüzü bugünün aşkına, önümde çok uzun yıllar var diye?
    Sevdiklerimizi küstürüyoruz, sevenlerimizi kırıyoruz, umarsız bir maske takıyoruz bugün. 
    Nasılsa yarın telafi ederim diye.
     
    Çekmiyor muyuz ellerimizi en ciddi işlerin eteğinden daha zamanı gelmedi diye?
    Alıp gölgemizi her akşamın hüsranına yatırmıyor muyuz? Sanki hiç yokmuşuz gibi, hiç var olmamışız gibi geçmiyor muyuz günün içinden? Hasretlerimizi, hayallerimizi, ümitlerimizi, beklentilerimizi, özlemlerimizi zamanın kanına katmadan, elimizde meyvesiz kuru tohumlarla kala kalmıyor muyuz?

    Yastığımızdır yarın. Alıp başımızı gittiğimiz isimsiz, sınırsız, kuralsız, tanımsız ülkemiz. Aklımızı başımızdan alıp götüren uykumuz. Bugünden kaçışın saydam, sessiz, itirazsız suç ortağı, sırdaşı. Gözümüzü bağlayıp bize habire sayılar saydıran saklambaç arkadaşımız. Sürekli bizi körebe eder yarın. Bizi topal bırakır. Bizi sığlaştırır. Bizi yok sayar. Kendi kıyılarımızdan çeker yüreğimizin inci mercanını. Kentin kuytularında nefesimizi boğuyor, sözümüzü kekeme ediyor.

    Yo, yo, suç yarının değil. Yarının ayağımıza gelir gelmez adını “bugün” diye değiştirdiğini unutan bizlerin suç. Yarınlara güvenip de bugünü eğretileştirirken, yarınların birinde kendisine geniş zamanlar düşeceğini hayallerken, “dün”lerde “yarın” diye idealleştirdiği bir “yarın”ı daha elinin tersiyle ittiğini fark etmeyende suç… Bizde!

    Şairin dediği gibi “yarın artık bugündür.” Yarın diye beleyip beslediğimiz, hayallerimizle emzirdiğimiz o gelecek
    günler, o bitmez zamanlar, o geniş zamanlar gelir gelmez, kendimizi içinde sıradanlaştırdığımız bir “bugün” oluveriyor.
    Yarına ideal yükleyenler, gelen yarının adı “bugün” olduğunda, bütün idealleriyle o günün sabahında var kılmaları gerekir kendilerini.
     
    Hayallerini yarınlara güvenerek erteleyenler, yarınlar sıra sıra gelip “bugün” olarak ellerine ayaklarına vardığında, her şeyi bir kenara bırakıp el üstünde tutmaları gerekir bugünü. Sanki son günleriymiş gibi, sanki başkaca ve bir daha yarın gelmeyecekmiş gibi, ruhlarını damıtıp bugünün imbiğinde damıtmaları gerekir yarın sevdalılarının.

    Sahi, bugüne kadar kim “yarın” gerçekleştirmiş başarısını? “Yarın” ödev yapan öğrenci oldu mu acaba? Yazısını “yarın” yazmayı başaran bir yazar olmuş mudur?
    Hayır, hayır, içimizden hiç kimse “yarın”ı yaşamadı, yaşamıyor, yaşamayacak. Yarınların hepsi bugün oldu, oluyor, olacak… Bugün’e kendini yakıştıramayan, yarınların hiçbirinde gününü gün edemeyecek.

    İmrendiğimiz o başarı öykülerinin hepsi kahramanlarının “bugün”ünde gerçek oldu. Bir ömre rengini, istikametini veren kritik kırılmaların hepsi sıradan bildiğimiz herhangi bir saatin içinde olup bitti. “
    Yarın”a, “az sonra”ya, “hele dur, zamanı değil!”lere yaslananlar, “bugün”lerin içinde siliniverdi, “şimdi”nin kalbine can olamadı, “an”ın göğsünden çekildi.
     
    Hiç dokunmadan geçtiler zamanın içinden. Hiç yaşamamış gibi sürüklendiler bugünden yarına..İspat etmemi ister misin? Ben de bu kısa yazıyı sürekli “yarın”lara erteledim. Ama sonunda oturdum ve yazdım.
    Ellerimi bilgisayarımın tuşlarına bağladım, koltuğumda hapsettim gövdemi, kalbimi bu satırların karasına mahkûm ettim. Yazıyı, “bugün” yazdım, “şimdi” bitirdim. Sen de “yarın” okuyamayacaksın bu yazıyı.
    Eminim “bugün” okuyor olacaksın…

    Bugünü uyanık geçirmek istersen, “yarın” yastığını başının altından çek, sevgili zamane..!!!
                                                     
                                                              Senai DEMİRCİ

    Comments (4)

    Please wait...
    Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
    You didn't enter anything. Please try again.
    Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
    To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
    Your parent has turned off comments.
    Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
    You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
    Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
    Complete the security check below to finish leaving your comment.
    The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

    To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in


    Don't have a Windows Live ID? Sign up

     
     
    Sevda nedir

    Sevda nedir diye sorma be gülüm
    Denize akan berak bir ırmaktır
    Sevda sudur sevda aydınlıktır
    Sevda hayatır hayatı anlamaktır

    Sevda nedir diye sorma be gülüm
    Sevda hayalin sevda rüyalarımdır
    Sevda deniz mavisi gözlerindir
    Sevda endamın sevda gülüşündür

    Sevda nedir diye sorma be gülüm
    Sevda gamzelerin sevda bakışlarındır
    Sevda her bakışında yürek yakışındır
    Sevda hüzündür sevda mutluluktur

    Sevda nedir diye sorma be gülüm
    Sevda ilkbahardır sevda menekşedir
    Sevda kıraç dağların aşk hikayesidir
    Sevda sensin be gülüm sevda sensin

     

    Osman Çiftçi

     

    hayırlı geceler kardeşim

    herşey gönlünüzce olsun

    ALLAHIN RAHMETİ VE BEREKETİ ÜZERİNİZE OLSUN

    Aug. 21
    yunus tokuçwrote:
    yastığın değerini şimdiye kadar hiç anlamamışım :)
     budur yani olay budur...
     
    saygılar...
    Aug. 16
    sözler insana insan ğibi insanı hatırlatıyor sevkat ardık cıkar olmus desem yanışmı
    Aug. 15
    ahmed akwrote:
    Yillar sonra cocuk evlenmis, coluk cocuk sahibi olmus.
    Birgun, gecenin bir yarisi saat 3:30 civarlari telefonu
    calmis.
    Telefondaki ses, yumusak, sevecen tonuyla annesinin
    sesiymis.

    Cocuk;

    - Ne var Anne, ne istiyorsun, neden bu saatte beni
    rahatsiz ediyorsun?
    Sabah arasan olmaz miydi gibilerinden, annesini azarlayici
    sozler sarfetmis.

    Annesi, biraz buruk, biraz da aglamakli bir ses tonu ile;

    - Bundan 25 yil once boyle bir gece yarisi 3:30 da, sen
    beni daha cok
    rahatsiz etmistin. ve o zaman ben sevincten aglıyordum..

    "DOGUM GUNUN KUTLU OLSUN, OGLUM "
    demis...

    kısacası şunu söylesek yerinde olurmu?
    ne ekersen onu biçersin.

    islam ahlakı ve terbiyesi üzerine yetişmek yetiştirilmek ve yetiştirmek duası ile..

    Hepiniz, bir sürünün çobanı gibisiniz. Çoban sürüsünü koruduğu gibi, siz de evinizde ve emriniz altında olanları Cehennemden korumalısınız! Onlara Müslümanlığı öğretmezseniz, mesul olursunuz.
    [Müslim]

    Bütün çocuklar, Müslümanlığa elverişli olarak dünyaya gelir. Daha sonra bunları, ana-babaları hıristiyan, yahudi ve dinsiz yapar.
    [Taberani]

    Çocuğu güzel terbiye, evladın babasındaki haklarındandır.
    [Beyheki]

    Evladınıza ikram edin, onları edepli, terbiyeli yetiştirin!
    [İbni Mace]

    Çocuğu terbiye etmek, tonlarla sadakadan daha sevaptır.
    [Tirmizi
    selam ve dua ile kardeşim
    Aug. 13

    Trackbacks

    The trackback URL for this entry is:
    http://djzeynep79.spaces.live.com/blog/cns!9006D8239AA9EDC3!5264.trak
    Weblogs that reference this entry
    • None