Zeynep's profileZeynep'sPhotosBlogListsMore Tools Help

Zeynep's

Faniyim fani olanı istemem.Acizim aciz olanı istemem.Ruhumu rahmana teslim eyledim gayri istemem...İsterim fakat bir yarı baki isterim.Zerreyim fakat bir şemsi sermet isterim.Hiç ender hiçim fakat bu mevcudatı umumen isterim....

Clock and Calendar



 
More Cool Stuff At POQbum.com

Zeynep 's

Occupation
Location
Interests
İnsan;aklının kıvrımları,ruhu ile duyguları arasındaki çekimlerle,gel-gitlerle şekillenir.Gördüğü,duyduğu,benimsediği, algıladığı özne ve nesneleri tanımaya,tanımlamaya,tasvir etmeye başlar.bu yapılanma bir benlik oluşmasına dönüşür.Yani bilginin algının oluşumunu duyu ile sağladığımız gibi bu duyuların, algıların bizi oluşturan bir bütün olduğunu anlarız.Yaşanılan bir hayat vardır işin arka planında ve arkadaşlarımız,dostlarımız, sevdiklerimiz,duygularımız,hayallerimiz ve düşüncelerimiz vardır birazda.İşte o yüzden kendini bulmak ve tanımak; tastamam bir hayatın yorumunu ve muhasebesini gerektirir.Ben deriz ya işte o beni ben yapan nedir sorusunu sormak lazım kendimize.Cevabı hiç ise kendinizi bulmuşsunuz demektir...İşte bu yüzden hakkımda söyleyebileceğim tek şey bir hiç olduğumdur...(Bir ben vardır benim içimde o benden öte benden ziyade....)

My Music

 

Enstrumantal Music

Aquarium

Loading...

Sandbox

Loading...
September 13

''Bir Elif Miktarı Gülümse ''

Bir Elif Miktarı Gülümse...!!!

Bilemezsin soluk benizli bebelerin ümitsizliğinin benden türediğini... Hayat:merhaba ile elveda arasında soluklanmak değil mi bazen kullanarak serin bir söğüdün gölgesini.. ? Sırtı sıvazlanınca goncalar açan gönül ikliminde bir yetimin anlık sevinci ile..Bir elif miktarı gül işte... Şeddeler koy üstüne....


Kupkuru yaprakları takıver ardına.. Fethederek serhaddini hüznün karanlık yüzünü.. Üzüntünle hikmete bürün.. Tozlu yollara güneş saçsın muzaffer komutan yürüyüşü.. Titre sonra.. Aslına dön.. Aşikâr et ki kül olmayacak közünü.. Bırak balıkları etme iltifat.. .Müsterih ol.. Sakla cevherdir özünü.. Bir elif miktarı gülümse.. Şeddeler koy üstüne.. Sevinç gözyaşları sürme olsun gözüne...


Nakış nakış kilim doku.. Rengârenk şekillerle mutluluğun resmini çiziver gitsin.. Abide desenler sadedir kıyas edilemez güzelliktesin.. Önce benliği yitir gölge ol yollara geçen dinlensin.. Sonra hasrete tutul ki varlığa özlemin dinsin.. Uzat ellerini meyvelere.. Asma değil telleri saran sensin..Nuruna düşmandır garabet aydınlık sensin.. Bir elif miktarı gül işte.. Şeddeler koy üstüne.. Sevinç gözyaşları sürme olsun gözüne...


Söz sukuta ulaştıkta istemez tevil.. Salkım salkım tan yelleri esende nicedir ahval kim bilebilir..? Ey toprağı hor gören gafil... Kaldır yolmada olma saçını göreceksin.. Rui zemindensin sen bilecek misin..? Ağaçtan yapılan gemileri kaldıran gemiler sana hizmet etmededir.. Bir elif miktarı gülümse..Şeddeler kondur üstüne.. Sevinç gözyaşları sürme olsun gözüne.. Bal şeker karışsın sözüne..


Ya Rab! Ayırma bu gözleri gül-i handandan.. Hem..Sitemkârsın ki mini serzenişe olamam hayran.. Mücevher olsan da cefaya olunmaz canan.. Biihtiyar nahak kanına giriyor olsam.. Calibi dikkattir sana saltanatı mülk-i letafet.. Ve dahi yegâne duçar olsan... Bir elif miktarı gül işte.. Şeddeler koy üstüne.. Sevinç gözyaşları sürme olsun gözüne.. Bal şeker karışsın sözüne..


Yarsın.. Lakin ayrı gönül.. Mülkü yoktur durur sultan.. Cisim idin ki yüceldin revaçta olur mu var iken canan..? Görüntü giryandır.. Ol güldür handandır cüdan.. Bağrıma ey saplama hançeri odundur hicran.. Bedende mevcut olan yüz bin olsa sana yaran.. Bırakma sancağı ümidi sensin atinin... Değerdir hatrı âleme.. Merhaba -elveda arası her şey senin eserin.. Bir elif miktarı gülümse.. Şeddeler koy üstüne.. Sevinç gözyaşları sürme olsun gözüne.. Bal şeker karışsın sözüne..

June 08

'' Hayadan Hayata Yayılan Güzellik ''

'' Haya îmandan bir şubedir. Hayası olmayan kimsenin imanı da yoktur.''
 
 Sevda-yı dildârdan gönül usandı; Güzelim cefadan niçin usanmaz..
 Demez ki üftadem odlara yandı; Hak'tan haya kılmaz kuldan utanmaz...
 

Yalnızca iyilik getirendir o; yalnızca sevgi biriktirendir... Kat kat şimdilik; dosya dosya güzelliktir hem... Elimizden tuttu mu bir kez yükseltir yükselttikçe kişiliğimizi de yüceltir yüceltilecek kadar... Haya, hayatın güzelliği...

''El-haya ve'l-edeb!'' der eskiler; hayasızca bir tavır gördüklerinde, edep dışı bir söz işittiklerinde. Haya ki bir utanma duygusudur; ar ve namus perdesinden bestelenir zaman notalarında. Perde açıldı mı da bir kez; küser sahibine ve kaçar gider coğrafyamızdan bütün güzel nağmelerini toplayarak. Kişi ancak haya sermayesi kadar edîb olur çünki; ancak hayası ölçüsünde müeddeb sayılır. Yakışıksız işlerden alıkoyan da, kötüleri iyi kılan da odur hep.

Hayamızı yitirdik ve silinmiş boş kağıtlara döndü şimdi hayat. Lalezarlarımızda ayrıklar bitti hayasızlıktan; medeniyet birikimlerimiz ağıt sütunlarında kırıldı, yontulmuş mermerlerimiz damar damar çatladı. Zümrüdü ankanın kanatlarından kavruk baharlara döküldü safirler. İmkanın en dar kapısında oturup ruhumuzu şer ile şerh ettik; ve hayayı unuttuk. Esir kentlerin mahpusları gibi puslu sokaklara serpildi fırtınalı akşamlarda hayasızlık; ve göz kapaklarımıza kan damladı süveydalarımızdan. Her karanlıkta yağmurlar büyüttü acılarımızı ve her solukta biraz daha savaş, biraz daha şiddet, biraz daha kin, biraz daha vahşet, biraz daha.. biraz daha...

Hayamızı yitirdik ve Leyla'lar leylî renklere bağlar oldu zülüflerini. Hayalî ahlâk bezirganları bir nane çöpüyle tarttılar hayalarımızı hayal terazilerinde; haya içinde yaşarken hayal içinde öldük. ''Hayalî'' tahallus eden şairler ''Haya-lı'' hayatlar sürerlerdi hani de, kirpiklerinin arasından eski zaman sevdalarını damıtırken ''Geçmiş zaman olur ki hayalı cihan değer'' derlerdi... Heyhât!.. Hayal meyal şeylermiş... Hayalî yükler bükmede şimdi belimizi.

Hayamızı yitirdik; ve tımarsız, kaşağısız, pusatsız bıraktık küheylanlarımızı; kılıçsız, kargısız, cevşensiz koyduk süvarileri. İkonlara gizlenmiş ruhbanlara çaldırdık ruhlarımızı. Akrep yuvalarından ecinni raksların ateşi sıçradı üzerimize. Kevn ü fesadda anılmamacasına yıktık eski ahitlerimizi, yeni ahitlerimizi. Ahdimiz haya üzerineydi, kaybettik ve ahlâkımız eskidi.

Dönüş biletini giderken yırttık ahitleşmeye de, kutsal vadilerde nalınlarımızı ayağımızda unuttuk. Parlayan yıldızlarımızdan astroitler düştü bahtımıza. Filmin son karesiyle birlikte elif ve lam ve he de karardı. Kelamlarımızda yorulan harfler laf kılığında yağdı dünyamıza.

Efsunlu sözlerle dolu hamayılların çörekotlarınca küçüldü ruhlarımız. Gizi çözen gecelerimiz, geceyi düğümleyen gizlerde gizlendi. Kafesinde sindirilmiş aslanlara dönünce ahlâk, avcıların tarihinde kötü figüranlar olarak anlatıldı haya; ve aslanlar kendi tarihlerini yazamadılar hiç.

Hayamızı yitirdik; ve münzevi hayallerde eklemledik âhlarımızı birbirine, düşlere karışan hayatımızı zincir yaptık. Huzurun ak sayfalarına derunî sağanaklardan kan revan acılar gönderdik. Gazeller ve kasideler hep yitik sevdalarda döndü mersiyeye... Ağladık geceler ve gündüzler boyu, ağlayacağız aylar ve yıllar yılı...

Haya... Aaah, en eski yitiğimiz...

Hayadan ötesi hayal, aslı yok bir düşünce...

Hayadan öte hayat, esası bozuk günce...

İskender PALA 
   
May 01

''Mürekkebin Derdi''

 

Akmayan bir mürekkebin derdini bilir misin hiç ? Akmak için çırpınan, bir damla olsun kağıda değmek için yalvaran, Meşk etmek, meşk edipte yükselmek için Sema’ya durmadan Dua eden mürekkebi bilir misin ?

Bilmezsin…
Bilemezsin… O mürekkep ki bir “Vav” için dalga dalga kıvrılan, O mürekkep ki “Elif” olabilmek için yalvaran… Kalemi kendine Leyla bellemiş o mürekkebi anlayamazsın…

Abdest ile varmak ister Leyla’sı bellediği kaleme… Temiz bir buluşma ister o mürekkep tertemiz…
Bu büyük buluşma için hazırlık ister mürekkep, kaşları dimdik olsun ister, böyle ister ki her kağıda dokunuşunda

Leyla’sı ile o İlahi harfleri hakkı ile Meşk edebilsin…
Güzel kokular içinde buluşmak ister mürekkep kalem ile… O leyla bellediği kalem kendisine her dokunuşunda misk-i amber kokularına hasretini daha bir demlemek ister…


Gözyaşı ister mürekkep Leyla’sını beklerken… O Leyla tutan ellerdeki gözleri bir Nur pınarı ister…
Hiç bir söz olmaksızın buluşmak ister mürekkep Leyla’sı ile… Herşeyi lal, herşeyi “hiç” bellemek ister O an… Yalnız Leyla’sı bellediği kalemi geldiğinde konuşmak ister o siyah Nur’u ile… Onsuz tek harf konuşmaya dili varmaz…

Ve o buluşma anında kendisini buluşturan o Vesile-i İnsan’ı bu alemden, kalem ile mürekkep arasından, Leyla ile Mecnun arasından çıksın ister…

Mürekkep…
Hasret kaldığı Leyla’sına kavuştuğunda dayanamaz ve her bir dokunuşda bir başka Meşk eder…
Ve her meşkde o vesile-i İnsanı “yok” eder…




November 09

Ne Kadarsan, O 'KADER" sin.

 
''Kader Beyaz Kağıt Üzerine Süt İle Yazılmış Yazı; Elindeyse Beyazdan Gelde Sıyır Beyazı''
N.Fazıl Kısakürek 
Kader deyince, sizin aklınıza da, yaşayışımızla ilgisini kaybetmiş, gecemizi gündüzümüzü ciddiye almayan, ne çektiğimizi unutmuş, ilgisiz ve duyarsız, değiştirilemez ve dokunulmaz kalın ve koyu yazılar geliyor mu? Böylesine uzak ve ilgisiz bir kader, haliyle "kötü" oluyor, "zalım felek" diye anılabiliyor.
Üzerimize bir kâbus fotoğrafı gibi iliştiriyoruz kaderi. Bizi biçimden biçime sokuyor, bize format atıyor, bizi oradan oraya sürüklüyor ama biz ona hiç itiraz edemiyoruz, tek satırını değiştiremiyoruz. Bu yüzden, hep kadere karşı direndiğimizi iddia ediyoruz. Yazgımıza karşı çıkıyoruz kendimizce. "Kırışıklık kaderin olmasın!" diyebiliyoruz meselâ. Sanki -bir şekilde olacaksa- kırışıksız halimizi kaderden kaçırıyormuşuz gibi. Ya da   "Düş yakamdan ey kader!" dercesine ilgisizliğe mahkûm edildiğimizi varsayıyoruz. Başına acılar üşüşmüş bir kız çocuğuna bakıp "ah kadersizim!" deyiveriyoruz.
 
Belki de "Ne halin varsa gör!" vurdumduymazlığı ile yazgımızla boğuşmaya terk edildiğimizi düşünüyoruz. Hapse düşmüşsek, "kader mahkûmu" sayıyoruz kendimizi. Madalya alanın kaderle işi yok sanki... Şampiyon olanlar kadere rağmen şampiyon oluyor gibi. "Kaderin hükmü" değil altın madalyalar. Başarıdan başarıya koşan kaderini bozuyor, yazgısının kara kutusunu parçalıyor sanki. Dik duranlar alın yazısını siliyor. Burnunun doğrusuna giden, inatçı, vurdumduymaz, aldırışsız, acımaz, karagözlüklü bir adam gibi hayal ediyoruz kaderi. Tekdüze davranışlar, muhataplarını sıradanlaştırmalar... Detayları önemsememeler. Durup da bakmaz bir çocuğun gözlerinin içine... Paçalarını sıyırıp da ayağını sulara sokmaz kader... Büyük işlerin adamı, ince işlerden habersiz...Ara sıra geri dönüp de el sallamaz ardı sıra bakana... Siyah takım elbiseli. Kopkoyu camlı bir arabasıyla kalabalığı dağıtır gibi..
Kader, yapıp ettiklerimizi de edemediklerimizi de, elimizden gelenleri de gelmeyenleri de, kazandıklarımızı da kaybettiklerimizi de hep birlikte kuşatan, sarıp sarmalayan şeffaf bir örtüdür oysa. Kader de bizimle birlikte nefes alıp veriyor. Göğsümüzün iniş kalkışlarına eşlik ediyor. Kalbimizin kıpırtılarınca kıpırdıyor. Eğiliyor gözlerimizin içine. Parmak uçlarımıza kadar dokunuyor. Elini omzumuza koyuyor usulca. Yokuşlarda bizimle birlikte yoruluyor....
 
Ter döküyor yanı başımızda. Kalabalıkta gelip buluyor bizi. Kuyrukta beklerken yanaşıyor yanımıza. Ayağımız ka.ydığında o da kanıyor günaha. Parmakları sızlıyor bizimle birlikte. Soğukta kartopu oynuyoruz çocukça. Bizimle acıkıyor, bizimle susuyor. Seviniyor yarım çiğnenmiş çikletimizi yeniden bulduğumuzda.
 
Yo, yo, öyle uzak değil bize kader. Öyle habersiz geçmiyor yanımızdan. Öyle kaygısız değil dertlerimize. Güneş ne kadar uzak görünür bize. Oysa, göz bebeklerimizin tâ içine sızmaktadır, tenimizin her noktasına dokunmaktadır. Güneş ne kadar kaygısız durur kederlerimize. Oysa, her ışıltısı sevinç bahşeder gönlümüze, göğsümüze. Ne kadar da küçümser gibidir hayatımızı güneş. Oysa, her köşeye, her kıvrıma, her gölgeliğe ve aydınlığa sarılıverir. Sıcacık. Bu kadar!" dediğimiz her köşede bekler bizi kader. Nefeslerimizi kesen "Buraya kadar!"ların eşiğinde tebessümle bakar bize kader.
 
Kaderden ayıracağımız, ayıklayabileceğimiz bir şey yok ki... Kaderin bize ilgisiz kaldığı bir an yok ki.. Dediği gibi şairin: "Kader beyaz kağıda sütle yazılmış yazı; Elindeyse beyazdan gel de sıyır beyazı."  Beyaz kâğıt ne kadar canlı ve somutsa elimizde, "sütle yazılan yazı" o kadar taze, o kadar sıcacık. Beyazlarımızın hepsi sütün içine akıyor. Süt, beyazlarımızın hepsini içinde ağırlıyor. ..
                                      
 
Kırışıksızlık kaderden kaçırılmış bir şey değildir meselâ. Kırışıklığı düzeltecek ilaç bulma becerisi de kaderin içinde. Herkese rağmen sivrilip ayakta durmak da, direnip sağ kalmak da kaderin hükmüne dahil. Şampiyon da mahkûm kadar "kader mahkûmu". "Kitabın anası benim yanımda" diyor Rabbimiz. "Dilediğimi değiştiririm, dilediğimi sabit bırakırım." Hakkımızda, kaderimizi bile değiştirebilir sandığımız bir kaderin takdir edilmesi ne kadar sabitse, değiştiremeyeceğimizi sandığımız sabit kaderlerimizin de değiştirilebilirliği o kadar sabit.
 
Sabit olan O'nun dilemesiyle değişebilir; değişebilen O'nun dilemesiyle sabitleşebilir. Ne olursa olsun, hep O'nun dileme sınırları içinde yürüyoruz. Yazgının anası, kaderin aslı O'nun dilemesidir. Olan olmuşsa, O'nun dilediğidir. Olmamışsa, O'nun neyi dilediğini bilemeyiz. Dilemesini bekleriz. Öyleyse, ne unutulduk, ne gözden çıkarıldık ne de bir yazının soğukluğuna mahkûm edildik. Kader hep bizimle akıyor. Bizimle yazılıyor. Bize O'nun dilediği kendi dilediğimizce yazılıyor. 
 
 
Şu anda ‘yazı’nın tam ortasına bakıyorsun. Sen ne kadar titriyorsan ‘yazı’ da o kadar…
                                                     
August 31

Seni Sana Çağırıyor Ramazan.

Ne azabına dayanacak halim,nede rahmetinden mahrum kalmaya mecalim yoktur..
Vefasızlık edip senden uzak kalsamda, halim sensiz edemeyeceğini haykırmaktadır..
Vefasızlığım nispetinde değil ihtiyacım nispetinde senin lutfuna talibim..
                                                                                   YARAB!!!
Hoş geldin Sultanım!  

Hoş geldin ateşim, yangınım, külüm. Ateş oldun. Avucumda tutamadım seni. İçime düştün. Kalbimin karasına çaldım kor yüreğini. İbrahim [as] gibi gülden ateşlere düşürdün canımı.
Ey "kavurucu ateşim" akla beni, yak kirlerimi. Ey yangınım, sen başkalarına sakla serinliğini, küle çevir bedenimi, benliğimi.
Bir yangın yeridir Ramazan. Yüreğinin taraçalarına ötelerden kıvılcımlar sıçratır. Alnına göklerin sıcağını düşürür. Secdelerce ısınır yüreğin. Ilık yağmurlar üşüşür tenine. Rahmetle ıslanırsın. Merhamet denizinde yıkanırsın. Ezelde ruhuna dokunan kutlu sesin yankısı yeniden erişir kulağına.

Hoş geldin yolum, yoldaşım, menzilim.

Yol oldun ruhuma. Dünyanın telaşından çekip aldın beni. Kalbimin serin vadisine taşıdın nefsimi. Beni benimle yeniden tanıştırdın. Yûnus [as] gibi denize attın, geceye bıraktın, balığın karnına soktun nefsimi. Kuraların hepsi bana çıktı. Nasıl da tanıdın "efendisinden kaçmış köle"yi? Ey yoldaşım, kötülerden sakla beni. Yolda bırak nefsimi. Bedenine konuktur Ramazan. Tenine yeniden ruh üfler gibi sessizce gelir, sessizce gider.
Derin bir nefes gibi dudağından kalbine müjdeler yollar. Benliğin kabuğunu kırar, bencilliğin göğsünde yaralar açar. Seni sana bitiştirir. Maddenin labirentlerinde kaybolmuş ruhunu kardeş ruhlarla yeniden buluşturur, yeniden barıştırır.

Hoş geldin ay yüzlüm, hilâl kaşlım, sevgilim.

Can oldun tenime. Yeryüzünün cezbesinden kopardın beni. Göklerin temâşasına kaptırdım gözlerimi. Yüzümü kutlu aynalarda seyrettim. Rüyânı görmek için Yûsuf [as] gibi kuyulardan topladım hücrelerimi. Ey göklüm, yanına al beni. Yüz üstü bırak kibrimi, bencilliğimi.
Zamanın kutsanışıdır Ramazan. Hilâlin dokunuşuyla zaman mekana galip gelir. Kutsallık yörene gelir, yanına varır, eline doluşur. Sen onu arayıp bulmazsın, o seni bulur ve kucaklar. Sanki kıble sana yönelir. Sanki seccaden alnını öper. Sanki Kâbe sana yanaşır. Sanki En Sevgili [asm] evine konuk olur. Nereye gidersen git, yanında kalır Ramazan.

Hoş geldin bahar kokulum, çiçek tenlim, deniz gözlüm.

Kabrimden kaldırdın beni. Adımı kazıdığım taşları kırdın. Sesimi yutan uçurumları uçuruma attın. Beni bana kattın yeniden. Sonsuzluğun müjdesini dokundurdun tenime. Bir İsâ [as] nefesi gibi dürttün kalbimi uykulardan. Ey gülüm, kokunu ver ruhuma. Uzaklara at cesedimi.
Bir uyanıştır Ramazan. Açlığın incelttiği bedeninde ruhuna daha çok yer kalır. Benliğin kabından çıkarsın, kutsiyetin Kâbe'sine varırsın. Bencilliğin kafesinden kurtulursun, meleklerin kanatlarına tutunursun. Yetimlerin gözlerindeki eşsiz sevince mimar olursun. Yoksulların gönlünde taş üstüne taş koyarsın. Ellerin kalbine değer ilk kez. Mûsa [as] gibi göğsünde "yedi beyza" taşırsın. Aklanırsın, arınırsın, kutsanırsın.

Hoş geldin tatlı sözlüm, gül yüzlüm, sultanım.

Bak, nasıl da uslandım. Sözüne kandım. Bakışınla yıkandım. Hamdım, piştim, yandım. Huzuruna vardım. Yaralarımın hepsini kanattım. Hasretlerimin hepsini avuttum. Teselline susadım. Yüzüne acıktım. Orucunu tuttum. İftarına muntazırım. Yâkub [as] gibi gömleğinin kokusuyla açtın gözlerimi. Ey âl yanaklım, "hümeyrâm", yüzünü değdir yüzüme. Sözünün meltemine savur benliğimi.
Ne güzel terbiyedir oruç. Seni nefsinin karşısına koyar. Bedeninin kabuğuna derin çizikler atar. Teninde gül kokulu yaralar açar. Yüreğine fısıldar: "Sen sana ait değilsin!" Mideni boşalttıkça, kalbini doyurur. Ötelerden gelen kutlu bir kervan olur; seni kuyuda bulur, cennet karşılığı Sahibine satar.

Hoş geldin bi'tanem, nur tanem, nar tanem.

Tut saçlarımdan kor gözlerinle.
Ellerimi yu ellerinin ateşinde.
Yüreğimi rehin tut sevdânın tenhasında.
Yanımda kal, benimle kal, bana kal bütün bayramların arefesinde.
Seni sana çağırıyor Ramazan.....



 
Photo 1 of 32

Çok güzel hareketler bunlar

 

Ö.Faruk TEKBİLEK

 

Dilara'dan risale dersleri

 
kücük dilaradan birinci-altinci söz
Yükleyen lokman-hekim

Türkiye-Çek Cumhuriyeti

 
İlgili aramalar: spor - türkiye 3 çek cumhuriyeti 2 -  turkıye -  çek -  gol -  arda -  maç -  futbol -  euro2008


flowersKONUK DEFTERİ flowers

                                                                                        

                                flowers  İLGİNİZ İÇİN TEŞEKKÜRLER flowers             
 


Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
garip garipwrote:
Geceniz hayirli  yeni basliyacagimiz haftada huzurlu mutlu saglikli günler dilerim sevdiklerinizle birlikte arkadasim saygilarimla ....   uzaklara uçma kuşum
Mektup,
Üzerinde gözyaşı var niye?
Seni yazan ceylan gözlüm,
Yazarken ağladımı yine?

Geldin, ışık oldun yüreğime,
Karanlık dünyama ansızın doğan,
Gökyüzünde özgürce uçan kuşların,
Gözbebeklerinde parlayan.

Sen ki masallar ülkesi kafdağının arkasından
Posta güvercinlerinin gagasında gelensin.
Gözü yaşlı anaların mendili,
Dört duvar arasında mahkumların kandilisin.

Ağlatan sen, güldüren yine sensin,
Geldiğin zaman, bağrımı ok misali delensin. 
altın
 yaldızlı kalemlerin boş kağıtlara çizdiği,
Yüreğimin sesi, hasretimin bestesisin.

Sen ki, ülkeler arasında bir elçi,
Aşıklar arasında bir köprüsün,
Kimilerini sevindirir,
Kimilerini, hüznün zalim kollarına bürürsün.

Bazen, karanlık bir gecede,
Üst üste içilen sigaralarla
Bazende, kışlaların küçük loş kantinlerinde,
Cesur yürekli bir askerin
Herhangi bir boş saatinde yazılırsın.

Seninle gelir manası aşkın,
Ve seninle ağlar bir çok kadın,
Tarihin sayfalarına yazılıdır adın,
Sen, zaten tarihten bir sayfasın.

Sen ki boş bir zarfla birleşip bir bütünsün,
Bilirim, acı haberlerle yüklüsün,
Memleketim, hasretim ve sevgim,
Seninle bir bir gözümde tütsün.

Ağlatan sen, güldüren yine sensin,
Geldiğin zaman bağrımı ok misali delensin.
Altın yaldızlı kalemlerin boş kağıtlara çizdiği,
Yüreğimin sesi hasretimin bestesisin.
GÜL
2 days ago
000000000aaacurlfinishedrose.gif rose swirl divider image by angeluncovered
Başımı kaldırıpta gökyüzüne baktığımda
İki tane çizginin belirdiğini görüyorum
Birinin adı dostluk,diğerinin ki ise sevgi.
Sonra araya uzaklık giriyor;
sevgi yavaş yavaş siliniyor
Dostluğun bir önemi kalmıyor o an.
İnatla sevgimi gökyüzüne çiziyorum uzak diyarlarda da olsan ,
Başını kaldırıp ta gökyüzüne baktığında göresin diye

000000000aaacurlfinishedrose.gif rose swirl divider image by angeluncovered 
Sessiz dokunusudur dostun bakisi,
Kar yagarken günes gibidir gülüsü,
Azgin dalgalarda sükünettir sohbeti,
Hele uzaklarda ise hic cekilmez hasreti…
 
 000000000aaacurlfinishedrose.gif rose swirl divider image by angeluncovered
Nedenlerini merak etse de, göz yaslarimizin dinmesini bekleyecek kadar anlayıslı,
 titrek sesimiz ve telaslı cümlelerimizi sükunetle dinleyecek kadar sabırlı,
 acımızın bir kısmını kendine yük edinecek kadar cömert
 ve yürekli insanlar mıdır dost diye seçtiklerimiz?
000000000aaacurlfinishedrose.gif rose swirl divider image by angeluncovered
Sadece sohbeti degil, sessizligi de sıkıcı olmayan ;
yalnızlıgımızı unutmak için varlıgı,
eksikligini hissetmemiz için yoklugu kafi gelen insanlara mı dostum deriz?
000000000aaacurlfinishedrose.gif rose swirl divider image by angeluncovered
Konusurken gözlerimizi kaçırmadıgımız,
kendimizi saklamadıgımız ve yüzümüze en acı gerçekleri haykırırken bile
 darılmadıgımız yalnızlıgımız mıdır dost dedigimiz insanlar?
Adımızın önüne dost sıfatı koyan insanlar var mıdır hayatımızda?....
 
000000000aaacurlfinishedrose.gif rose swirl divider image by angeluncovered
  
4 days ago
garip garipwrote:
Aksaminiz hayirli CUMA,niz mubarek olsun sevgi ve saygilarimla arkadasim ..
Gönülgözü görmeyen cangözünü neylesin Dünyada dönmeyen dil mahserde ne söylesin Mevlam kalbinizi nur ebedinizi Cennet eylesin CUMANIZ mübarek olsun.            
 
  
Yağmur Gözlüm
Bir resim de bırakmadan geriye,
Çekip gittin bilmiyorum ne diye,
Kalp'de aşkın kaldı bana hediye,
Şimdi nerelerdesin yağmur gözlüm?


Sevgimi terk ettin yağmurla selle,
Kayıplara gittin rüzgarla yelle,
Göz yaşımı bıraktın bir mendille,
Şimdi nerelerdesin yağmur gözlüm?


Veda etmeden gittin bir biçimde,
Aşk, sevgi, hasret bıraktın içimde,
Bana selam mı gönderdin saçında,
Şimdi nerelerdesin yağmur gözlüm?


Sensiz kuşlar ötmüyor ıssız damda,
Kalbim yas tutuyor sürekli gamda,
Bir kokunu mu bıraktın odamda,
Şimdi nerelerdesin yağmur gözlüm?


Gönülde kaldı açtığın bu yara,
Göz yaşım akar yazdıgım satıra,
Hayal mi bıraktın bana hatıra,
Şimdi nerelerdesin yağmur gözlüm?


Bilmem ki ne bıraktın sevgiliye,
Bu şiirim mısram yağmur gözlüye,
Biraz sabır mı bıraktın Necati'ye,
Şimdi nerelerdesin yağmur gözlüm?
5 days ago
 KIRMIZI GÜL
 
 Geçen yıl sonbaharda
Kırmızı bir gül, 
Bırakmıştım kapına, 
 Onu alıp kokladın mı, 
 Kurutup koynunda sakladın mı, 
Baktıkça beni hatırladın mı? 
Kırmızı gül aşkı anlatırmış,
Aşkımı anlatabildim mi? 
Bu sonbaharda da, 
 Kırmızı güllerle geldim kapına,
Binlerce kırmızı gülle, 
Evini gül bahçesine, 
Yüreğimi aşk cennetine
 Çevirecektim 
 Kapın kapalıydı, 
Sen yoktun, 
Gitmiştin, 
 Kırmızı güller kaldı elimde, 
Bir acı var yüreğimde, 
 Kırmızı güller kurudu, 
Sahipsiz öksüz kaldı,
Bense bi çare, 
Kapında nöbetteyim hala.
6 days ago
garip garipwrote:
Hayirli geceler Canım dua dostlarım hepinize hayırlı haftalar, Allahım bütün işlerinizde kolaylık versin hepinize, elinizi attığınız her işi ,adım attığınız her adımınızı nurlandırsın güzel Rabbim. Heryerinizi nuru ile donatsın, dualarınızı da melekler duası ile kabul eylesin.
                                          goodnightbear.gif picture by Agnieszka-73
                                 

Öyleyse canın canımdır...


Aynan olmalıyım...
Yüzüne söyleyebilmeliyim her şeyi...
Hem sakınmadan, mertce...
Hani bilirsin, esirgemem lâfımı,
Ne şekil gelirse, öylece...
Hazırım tüm içtenliğimle konuşmaya, ama,
Seni de dupduru isterim karşımda...

Dostsan,

Gözlerimin içine baka baka yaka silk benden!
Arkamdan şikayetlenme!
Yiğit ol! Gerekirse yiğitce azarla, çekinme!
Lâf değil, icraat beklerim senden!
Öyle bak ki, hislerini görebileyim...
Öyle hisset ki, güvenle bakabileyim...

Sevmem, ölenin ardından ağıt yakmayı!
Dil dönerken söylenmeli her şey...
Kulak duyarken anlatılmalı...
Göz bakarken bakmalıyım sana...
Can sağ iken sarılmalı...
Keşkelere meydan vermemeli hayatım,
Pişmanlıklarla yoğrulmamalı....

Hayır!

Dirime selâm vermeyen,
Ölüme de fazla yaklaşmasın!
Dostsan, ölmemi bekleme!
Haklıysam, yaşarken savun beni!
Yaşarken yanımda ol!
İnanmışsan bana, kimse çevirmesin seni yolundan!
Ve inanmamışsan, sakın rol yapma!
Her söylediğimi onaylaman sart değil...
Her yaptığımı beğenmen de gerekmez...
Dostsan, rahatça eleştir, fikrini rahatça söyle, sıkılma!
Yadırgayabilirsin beni,
Ve ben de seni tuhaf bulursam şaşırma...
Kandırmanı aslâ kabul edemem!
Her dediğini, her yaptığını hoş görürüm, ama,
Beni, bana sormadan yargılama!
Her yediğimiz aynı olmaz belki,
Her dakikamız birlikte geçmez...
Her güldüğünde gülmeyi garanti edemesem de,
Agladığında seninle birlikte oturup ağlarım...
Belki her çağırdığında gelemem fakat,
Derdine ortak ararsan, koşarım...
Ben de herkes gibi insanım elbet,
Ne göklere çıkar beni, ne de yerin dibine sok!
Senin işin bu değil!
Benim zaten bir yerim var herkes gibi yer ile gök arasında...

Dostsan,

Küçümsemeden, küfretmeden,
Sevgiyle, saygıyla ve huzurla gel sokağıma...
Dinlenmek istediğinde, hic düşünme, sana özel bir limanım,

Ama...

Yorulduğum zamanlarda,
Dilediğimce sığınabilmeliyim koylarına...
Seni bir cocuk kadar saf sevebilirim
Ve bir deli kadar art niyetsiz...
Uğruna seve seve hesabı şaşırırım...
Görmezden gelebilirim yanlışlarını...
Başkaları enayilik sayabilir,
Baskaları akılsızlığıma yorabilir,
Bunlari dert bile etmem, ama,
Sen, aslında aptal olmadığımı,
Her an, tekrar tekrar hatırla!
Ve sakın beni aptal yerine koymaya kalkışma!
Seviyorsan, cimrilik etme, söyle!
Muhabbeti varken, yokmuş gibi yapanla,
Hiç sevmediği halde, yılışıp durana sinir olurum!
Neyse, o olmalı insan...
Kendisi olmaktan korkmamalı!
Kendisi olmaktan kaçmamalı!
Bil ki, sensin diye seni bırakmam, ama,
Ben olduğum için bırakırsan beni,
Yas da tutmam arkandan!

Bedel mi?

Ödemeyeceksen çıkma yola!
İçten pazarlık edersen, ancak kendine edersin...
Kendince küser barışır, kendi kendini yersin!
Dostsan, mevsimince yağ...
Kışsan kar ol, güzsen yağmur...
Soğuğuna, sıcağına, esip savurmana itiraz etmem,
Senden, ille de bahar olmanı beklemem, ama,
Dayanmalısın en şiddetli fırtınalarıma...
Belki de çok geldi bunca talep...
Bana karşı hiçbir mecburiyetin yok, korkma...
Sana fazla geldiğim ilk anda,
Arkana hiç bakmadan, dönüp gidebilirsin...
Geçip gidebilirsin,borçluluk hissetmeden...
Mutlaka bir açıklama da beklemem senden, ama,
Gitmeye davranırsam bir gün,
Sen de karşımda set olma!

Dost musun?

Öyleyse, canın canımdır,

Yoluna baş koymaya hazırım.... ya,

Başını da yollarımda isterim, unutma!

Alintidir

Nov. 2
garip garipwrote:
AKSAMINIZ HAYIRLI CUMA;NIZ MUBAREK OLSUN ARKADASIM...

Sensin mahzun kalplerin sığınağı.
Sensin mazlumun âhını işiten.
Sensin zalimin zulmünü bilen.
Senin adaletindir sığındığımız.
Senin mizanındır güvendiğimiz.
Senin hesabındır tesellimiz.

Nefsimize zulmetmekten alıkoy bizi.
Senin adaletine razı olanlardan eyle bizi.
Senin adaletinin korkusuyla terbiye et hepimizi.
Adaletinin korkusuyla yumuşat kalplerimizi.
Amellerimizin tartıldığı ‘mizan’da güzel eyle akibetimizi.
Mizanında ağırlığı olanlardan eyle bizi.
Kolaylaştır sorgu sualimizi.
Sana hesap verme inceliğiyle yaşat bizi.
Hükmüne razı eyle bizi.
Zulmetmekten ve zulme uğramaktan uzak eyle hepimizi.

Amin..

Cumanız Mübarek Dualarınız Kabul Olsun İnş

Oct. 29
garip garipwrote:
Iyi geceler güzel bir pazar tatili  sevdiklerinizle birlikte saglik ve sihhatle gecirmenizi diliyorum rabbim yar ve yardimcimiz olsun saygilarimla....

Sana Hiç İle Geldim

Alın herşeyi kalmasın tek bir dirhem bende… Alın gidin ötelere ben burada kalmak istiyorum… Tam burada anlımın bayram ettiği yerde, öylece secdede kalmak… Ne saz ile nede söz… Yalnızca O’nunla kimsesiz, yalın ve tüm benliğim ile samimi…

Geçen yıllar ne güzel… Adım adım gidiyorum işte O’na saniye saniye, an be an O’na gidiyorum! Bekliyor beni de çok iyi biliyorum..

Gel diyor…
Geliyorum Ya Rabb!
Geliyorum Mevlam…
Geliyorum Sevgilim…
Geliyorum Sevdiğim
Geliyorum beni benden çok seven Canan geliyorum Sana…

Tüm günahlarımla, tüm hatalarımla, tüm suçlarımla geliyorum dizinin dibine Affet..

Boynum bükük geliyorum Sana!

Sen beklersin bir tek bu yollarımı sen bilirsin benden emin beni.

Ötesi yok bu alemde senden gayrısı “Hiç”…
Konuşmalarım “Hiç”…
Susmalarım “Hiç”…
Gelmelerim gitmelerim ne var sa “Hiç”…
Kazandıklarım kaybettiklerim ne varsa “Hiç”…
Bakii olan beni bulan Sensin!
Ötesi…

“Hiç”
Ötesi yok…

İşte Mevlam görüyorsun yine ve yineden ve her an burdayım gözleri yaşlı dizlerinin dibindeyim… Gidemem ki ayrılamam buradan, gitmemide asla istemezsin bilirim… Allah’ım ayırma beni dizlerinin dibinden Atma “Hiç” lerin içine beni… İstemem Cennetini çok görme Cemalinden beni… Ne verdiğin nefese yeter şükrüm neden gördürdüğün bu güllere… Ben aciz.. Ben fakir…

Ben bi çare dizlerinin dibindeyim işte.. Kabul et Ya Rabb sana bir “Hiç” ile geldim… (alinti)

Oct. 24
Oct. 24
http://mursit-htp5858.spaces.live.com/guestbook

Peygamber’imiz (s.a.v):

“Sizin cahiliye zamanında hayırlılarınız, -fakih olup iyilik ve kötülüklerini bildikleri takdirde- İslâm devrinde de hayırlılarınızdır.” buyuruyor. Buna göre “Meliklerin ihsanlarını yine meliklerin binekleri taşıyabilir.” kuvvetli kaidesine istinâden Cenâb-ı Hakk’ın teklif buyurmuş olduğu taat ve ibadetleri yapmak için herhalde ilâhî merhamete ve Samedânî feyizli yardımlara, mâlûm olan ihtiyacımız açık ve âşikârdır. Farz ve nafilelerin yerine getirilmesine bağlı olan dünyevî ve uhrevî saâdeti birleştiren Hazret-i Mevlâ’nın mutlu rızâsını kazanmak için daima kıymetli kardeşlerimin zahirlerinin hafifliğini, bâtınlarının temizliğini diler, dünya işleriyle fazlaca meşgul olmaktan dolayı vücuda ârız olan gevşekliğin kaldırılması hususunda Cenâb-ı Hakk’a tazarru ve niyazlarımı arzederim.

 

AMİN.....



RABBİM YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN


Oct. 23
garip garipwrote:
Hayirli günler saglik sihhat icinde nice günler aylar yillar dilerim aileniz ve sevdiklerinizle birlikte saygilarimla.....
 
cuma tebriği resimleri
Cuma
bugün günlerden bilirmisin
cuma
gönüllerin huzur bulduğu gündür
cuma
haftanın bittiğini bildirir
cuma
müslümanların bayramıdır
cuma
sen günlerin içerisinde kıymetlisin
cuma
senin uğruna neler feda edilmezki
cuma
kainatın ilk yaratıldığı gündür
cuma ah keşke sana ulaşabilsem cuma
sevda1vx5zl1.jpg
Oct. 22

Windows Media Player